Boston günleri

Merhaba,

23 Ocak`tan bu yana Boston`dayiz.

Buraya,

USA`da kaldigimiz süre boyunca dikkatimi çeken,

bir vesile ile hatirladigim veya aklima gelen seyleri yazacagim.

Dostlarim arkadaslarim için.

9 Nisan 2005

 

Memlekette bayrak yakma ve onlari elestirenleri

özgürlükler baglaminda elestirme

sürecinde,

elime bir almanak geçti.

Çok faydali oldugu açikça görülen bilgilerin yaninda

?hayatin bir süreç oldugunu algilamayi kolaylastiran?

seyler de var içinde.

 

Söyle mesela:

Harold Wilson: 1964-70

Edward Heath: 1970-74

Harold Wilson: 1974-76

James Callaghan: 1976-79

Margareth Thatcher: 1979-90

John Major: 1990-97

Tony Blair: 1997-

 

Fransa`ya iliskin:

1959 De Gaulle

1969 Pompidou

1974 Giscard d`Estaing

1981 Mitterrand

1995 Chirac

 

Su da Almanya`dan:

Konrad Adenauer: 1949-63

Willy Brandt: 1969-74

Helmut Schmidt: 1974-82

Helmut Kohl: 1982-98

Gerhard Schröder: 1998-

 

6,5 milyon bile olmayan Massachussets`in 2003 yili üretimi 288 milyar dolar. Adam basina 40 bin $.

12,5 milyon nüfuslu Illinois, 475,5 milyar dolarlik hasila yapmis 2003`te. Adam basina 34 bin $.

Delawera 817 bin nüfusuyla 40 milyar dolarlik hasila yaratmis. Adam basina 33 bin $.

Ohio`nun nüfusu 11,5 milyon; 2003 hasilasi 374 milyar dolar. Adam basina 30 bin $.

 

Laf ebeligi daha çok onlarin hakki gibi görünüyor. 


 

-*-

 

Çinli bir adamin evinde oturuyoruz.

Kendisi Texas`ta göz doktoru.

Evde olabildigince Çin var.

Duvardaki resmin adi

The Great Wall Of China

Haftada bir su vermemizi istedigi çiçekler Çin`den

Çekmeceleri Çin ilaçlariyla dolu

Aydinlatma unsurlarinin hepsi, Çinlilerin tipik sapkalarina benziyor

Penceremiz aci bir yesille boyali

Sandalyemiz kirmizi.

Plastikten

Kahverengi

Sembolik bir Çin çayi servis tepsisi var

-Her ne demekse-

Sirtinda bos küfesiyle

Çayniz bir adam, fincana isiyor.

Demligin üzerinde Çayniz birseyler yazili.

Demir gibi agir baska bir bibloda

Çok vahsi bakan bir kartal

Iki yavrusunu beslemek üzere yuvasina konmus.

Biblonun mekanizmasiyla oynayinca

Kartal

Kanatlarini çirparak yavrularina egiliyor

Yavrular da yukari, annelerine dogru uzaniyor...

 

Adami hiç görmedik.

Köküne bu denli sahip çikan,

Aslini unutmamaya bu denli kararli

Bu adama gipta ediyorum.

Günün birinde Çin

Bu kumastan insanlariyla 1 numara olacak

Diye düsünüyorum.

 

-*-

 

Public Garden`da 20 küsur heykel var

Hemen hepsi, USA`ya bir sekilde emegi geçmis kisiler.

Heykellerin altinda

Kimin ne zaman yaptirdigina iliskin notlar da yazili.

Her seferinde yanindan geçmeyi is edindigim bir heykel

Ötekilerinden bambaska bir üslup ve karakterde

Yakin zaman isi, besbelli:

Ellerinde gökyüzüne çevrili mizraklariyla

Atlarin üzerinde

Çakili gibi dimdik oturan savasçilar.

Kazanmislar veya kaybetmisler

Yansittiklari donuk yorgunluktan pek anlasilmiyor;

-Mizraklarin dik durmasi, yenilgiye bir gönderme degil en azindan-

Mutsuzlar

Ve besbelli ki kabullenemiyorlar.

Ama daha önemlisi

Atlar:

Kalabalik sayilabilecek bu heykelde

Hareket namina sadece atlarin boyunlari var,

Yere paralel

-Hayati kabullenir ve kutsarmis gibi-

Uzanmis baslar.

Demirden bu heykel bana çok sey söylüyor

Ama ne

Bilmiyorum.

 


-*-

 

Anahtar deliginden üst kati görmek mümkün degil,

Biliyorum.

Ama benimki de bir anlama çabasi sadece,

Her seyi açiklamak gibi bir iddiam yok.

Son söyleyecegimi önce söyleyeyim:

Bence Amerikalinin gücü

Kendi ihtiyacini kendisinin karsilamasindan geliyor

Kimseye eyvallahi yok:

Çalisiyor, üretiyor, kazaniyor, yiyor, içiyor, büyüyor, çalisiyor, üretiyor ilh...

Amerikalinin gücü,

Amerikanin gücü müdür?

Power halki yaratmadigina göre,

Böyle düsünmek yanlis sayilmaz,

Yönetimin bu gücü dogru kullanip kullanmadigi ayri bir tartisma konusu...

 

Geldigimizden beri devam ettigine tanik oldugumuz

Bir otoyol insaati var

Her kademe insanin kilik kiyafeti ayri renk

Sabahin besbuçugundan itibaren çalisma basliyor

Makinalarin üzerindeki

Grove, Gradall, Terex isimlerini buraya gelinceye kadar görmemistim

 

Kendisinden baska seyle ilgilenmeyen bir toplum diye,

ABD`ye yönelik elestirileri kimi zaman cahillige kadar uzatanlar var. 

Belki de haklilar.

Kendileri söylüyor:

3 dil konusana 3 dilli

2 dil konusana 2 dilli

1 dil konusana Amerikali denirmis.

 

Ama, bu insanlarin

Neden

Dünyanin öteki kismiyla ilgilenmek mecburiyeti olsun!

Her yerde oldugu gibi burada da insanlar

Günü ve gerçegi yasiyor.

Kendini, ihtiyaçlarini, sorunlarini, çocuklarini, yarini, sagligini

Bugdayini, etini, tavugunu, gazini vs düsünüyor

Bunlarla ilgili.

Dünyanin en güçlü devletinin vatandasi olmanin rahatligi da cabasi...

Türkiye`de isi gücü yolunda insanlarin

Dünya ile ne kadar ilgili olduklarini merak ediyorum...

Insanlik için, insanliga katki

Kategorisinden çabalar zaten tabiati icabi

Kitlesel olamaz

O kadarcik bireysel çaba ABD`de de olsa gerek...

 

Her neyse,

Sorunum

Amerikaliyi onaylamak veya yüceltmek degil

Sadece

Çalisiyor ve üretiyorlar

Demeye çalisiyorum:

Dünyanin gidisatini takip edip hayaller kurmak

Veya kara gelecekler tasarlamak yerine

Çözüm buluyor ve is yapiyorlar.

 

Hayatlarini kendilerine göre kurup gelistirmisler:

Evdeki firindan, yolda yürüyen kamyona,

Kapi mentesesinden oturduklari binaya kadar...

Ve her sey, bizim ölçülerimize göre, büyük;

Bazen çok büyük.

 

Amerikayi anlama çabasinda,

Halkin kullandigi araçlar da bir ip ucu olabilir, gibime geliyor.

Umberto Eco ile ilgili bir yazida okumustum.

Bu minvalde birseyler söylerken,

Amerikayi karakterize eden seylerden birinin

more sözcügü

-Türkçesiyle daha-

Olduguna dikkati çekiyordu.

Belki o çerçeve içine sokulabilir benim gözlemim de:

Sadece Boston örneginden söz edecegim ama, bu,

sonuçta Amerikalinin günlük yasami oldugu için,

ülkenin her yerinde geçerli.

O yüzden, bundan sonra

Amerika

Demekte vahim bir yanlis görmüyorum.

 

275 dairelik bir binanin 17. katinda oturuyoruz.

Iki tarafina kontraplak çakilmis gibi duran kapimizi

En az bir karislik iki mentese tutuyor.

Iki menteseye 16 vida vurmuslar.

 

Mutfagimizda bir firinli ocak var, burada OVEN deniyor

70*75*125 ebadinda

Ankara`daki bizim firinin iki misli.

 

Aslinda burada kritik bir nokta var; burada ölçüler degisik.

En küçük uzunluk ölçüsüne inç diyorlar mesela, bizim 2.5 santimimiz.

Daha uzun mesafeleri mil ile ölçüyorlar, 1 mil, 1600 metre.

Benzini veya suyu galonla aliyorlar; 1 galon, 3,8 litre.

 

Geçerken söyleyeyim,

Benzinin galonu 2.3 dolar civarinda.

Türkiyede ayni miktar ?ve sulusuna- 8.5 lira veriyorduk.

 

Benzinin ucuzlugunun da rolü olsa gerek,

Burada arabalar da çok büyük.

En son, bir kamyon sasesine oturtulmus bir cip gördüm,

Iki tane Hummer`i içine alacak hacimdeydi.

6 litre hacimli 600 beygirlik binek arabalar var.

Amerikan arabasinin karakteristigi, büyük olusu.

Japonlar, Koreliler de Amerikaliya göre büyütmüsler modellerini.

Israr ettikleri bir iki küçük modelleri var ama,

Herhalde onlari Amerikaliyi hedefleyerek tasarlamadilar...

 

Özellikle yeni binalar,

Neredeyse hipodrom genisliginde bir yüzeye oturuyor

Altindan yol geçmesi, alisilmadik bir sey degil.

 

Dünyanin en yüksek 10 binasi arasinda bir tane USA binasi yok

Ama bugün itibariyle

50 katin üzerinde en az 212 binalari var.

 

Buradaki büyük yönelimi hayatin her yanina yansimis:

Dünyanin en obez insanlari mutlaka Amerika`dadir.

Dünyada 4-5 X`li giyecekler herhalde sadece Amerika pazari için üretiliyordur

Coca Cola sisesinin klasik kadin vücudu formunu birakip

Bugünkü mermi formuna geçmesinde

Herhalde sadece teknik imkanlarin gelismesi etkili olmadi...

Kitapçilar bambaska bir gerçeklik...

 

Simdilik kisa izlenimlerim böyle.

Bu izlenimlerden nasil bir sonuç çikar...

 

Aslinda teorik olarak bile,

Iki okyanus arasina sikismis orta boy bir devletin

Dünyaya nizamat vermesini

Ben anlasilir bulmuyorum.

Dünya II. Dünya Savasi`ndan bugüne

Arizî bir dönem yasiyor.

ABD,

Teorik olarak bile,

Olsa olsa

1800`lerin baslarinda Baskan Monroe`nun

Ileri sürdügü,

Amerika Amerikalilarindir

Cümlesine sarilabilir...

Bu ayri bir tartisma konusu.

 

Bir düzeltme hareketi

Kaçinilmaz...

 

Asya`da olup bitenler çok önemli.

Dünya herhalde yeniden renklenecek,

Yeniden çiçeklenecek

Yeni kokular saracak etrafi

Ve Amerikalilar da bir yabanci dil ögrenme mecburiyeti hissedecek.

 

-*-

 

Burada en çok duydugum bir laf

-Laftan öte apaçik bir anlayis tabii-

Don`t give up! Try again...

 

Vazgeçme! Yeniden dene...

 

-*-

 

Metronun

Kilisenin yanindaki Arlington çikisinda

Siyahi bir genç

Zaman zaman

Bir teneke, kirik dökük bir iki plastik kap ve iki çubukla

Birkaç kurus karsiliginda

Nefis bir gösteri yapiyor

Dün yine rastladim

Millet dikilmis

Üstü basi dökülen bu sefil gencin

Dogaçlama bateri solosunu izliyordu.

 

Bir is yapmak

Yetenegiyle dünyayi zenginlestirmek

Yapabilecegini yapmak

Ve kimseye eyvallah etmeden kendi potansiyeliyle yasamak için

Hiç mizirdanmiyor

-Ama hemen o civarda en az bes dilenci var, ayri mesele-

Mutlaka

Çok seçme orkestralarda çalacak

Dünyanin parasini kazanacak kadar

Belki daha bile yetenekli

-Tam bir yaban çiçegi belki de-

 

Yol üstünde birkaç cente çalmak bilinçli bir seçim mi

Yoksa söhret yolunda bir deneme mi,

Yoksa hayatin burun sürtme operasyonlarindan biri mi...

 

Hangisiyse,

Ama yetenegini sergilemek için

Pahali, gözalici enstrümanlara ihtiyaci yok.

 

4-5 yil önce

Kadiköy Iskelesinde de

Yalinayak, pislik içinde

3-4 yaslarinda bir bidilik vardi.

Boya kutusunu küçücük bacaklari arasina alir

Harika sesler çikartirdi

Simdilerde 7-8 yaslarinda bir tinerci degilse

Parlak bir gelecege dogru yürüyor olmali.

 

Bunlara karsilik

Birini taniyorum

Ingilizce çalisiyor kendi hesabinca

Almadigi kitap sözlük kaset teyp vs kalmadi

Hâlâ tik yok.


-*-

 

Ingilizce Milletin Türkçesi dari

 

-*-

 

Çocuk metronun

Kilisenin yanindaki Arlington çikisinda degil,

Copley Square çikisinda çaliyor.

 

Copley de

Krallarin Ressami Rahmi Pehlivanli gibi bir adammis...

Elinde paletiyle heykelini dikmisler Public Library`nin tören kapisinin açigina

 

-*-

 

Boston Garden ve Public Garden bitisik

Bir hipodrom kadarlar

Boston Garden 1600`lerden beri var

Amerikali direnisçilerin

-Çelik Blekler, Kaptan Swingler-

Kurdugu

Ingilizlere karsi savasacak düzenli ordulari burada talim etmis

Öteki 1837`de açilmis.

10 gün öncesine kadar kar kapliydi

Bir iki gün günes çiktiginda

Sincaplar hemen ortaliga yayiliyordu

Sincaplar bir ömür

Hakikaten

Acelelerinden insan yolunu sasiriyor.

Burada basibos hayvan namina bir tek onlar var

-Geçende, tam da benim yolumun üstünde birini araba ezmis, her nasil bir acelesi vardiysa hayvanin-

Bir de yaban kazlari ve ördekler

Havuzlar ve kiyilari onlarin.

 

Parklara iliskin asil söylemek istedigim

Agaçlar:

Çogunun üstünde künyesi var

Ve kim ne derse desin

Her biri bir sanat eseri.

Sureta uzayip gitmis bir tane agaç yok.

O kadar ki,

Parkta

Yüzüklerin Efendisi`ndeki

Yürüyen agaçlari gördüm

Olay tamamen Tolkien`in muhayyilesi degil yani

Onlar var.

 

Is sonuçta yine insana geliyor:

Bugünden, degerlerinden, olanaklarindan uzaklasip

Sunca yil geri gittiginde

Parktaki agaçlarin heykel olmasini düsünen ve yapan adamlar çikiyor karsina.

 

-*-

 

Hafta sonunda

New Hampshire`a bagli Nashua`ya gittik.

Evden 150 metre uzakta oldugunu

Karisi Meksikali, kocasi Irlandali 10. kat komsumuzdan yeni ögrendigim

Metro istasyonundan trene bindik.

Adi

Tangir tungur bir makinaydi.

Vaad ettigi gibi

43 dakikada bizi Lowell`a atti.

Bir zaman bekledikten sonra

Ankarali hemsehrimiz geldi

Önce sehri de kesfedelim diye turladik Nashua`da.

20-25 yil kadar önce

Yönetim

Sehre Kamboçyalilari davet etmis,

Üste para vermis.

Sonra ev fiyatlari düsmüs ve sehir bosalmis.

Sonra banliyösüne yöneldik:

Bize göre 6 seritli sayilabilecek 4 seritli bu yolda

Kendimi Clio ile Istanbul`a gidiyormus gibi

-Veya dönüyormus gibi-

Hissettim.

Sessizlik, günes, hafif rüzgar, agaçlar, otlar, ara sira bir iki otomobil...

 

Dostumuz

Elektronik mühendisi

Muhterem zevcesi müstafi eczaci

Çalismak yerine iki çocuguyla ilgilenmeyi seçmis.

Kullanim alani bana 1500 metrekare gibi gelen

Bahçe içinde

Üç katli

Nefis bir evde oturuyorlar.

Biri Toyota cip olmak üzere

Iki arabalari ve askida çok sayida bisikletleri var.

 

Kendi mutfagimizdan seçilmis nefis yemekler yedik.

Bizdeki yoz moda ismiyle

Barbekü, yapti.

Türkçesi mangal.

 

Bir ara

Evinin bahçesiyle mesgul hayli uzaktaki komsusunu gösterip

Bu adamin bundan sonraki hayali

Herhalde,

Çocugunu dünyaya katki yapacak bir kültür sanat adami yapmaktir

Dedim.

Yok, dedi.

Onun hayali

Florida`da bir ev daha almak,

Bir tekne almak,

Bahçesi için bir motor almak

Ve mümkünse

Buradan daha sessiz

Baska bir evin bulunmadigi

Baska yerde baska bir ev daha almak...

 

Orta sinif bir yer burasi, dedi.

 

Eve döndügümüzde

Boston`daki en farkli günümüzü geçirdigimizi konustuk.

 


-*-

 

Basarisizligin hayattaki savrulmalarin veya yanlis tercihlerin bedeli oldugu ve bu bedelin de bizatihi, öncekilerle karsilastirilamayacak derinlikte ve türlü çesitli sekillerde ödenen bir bedeli olduguna iliskin bir konusmaya kulak misafiri oldum.

Karismadim.

Yürüdüm gittim.

 

-*-

 

Zevcem

Yürüyen agaçlarda yönetmen ve teknik ekibin rolü hiç kadar mi

Dedi.

 

-*-

 

Eskiden beri

Psikanalizin

Hiristiyanlarin günah çikarmalarindan türetildigine inanirim

Bu konuda bir sey okumadim.

-Bilgisi olmadan fikir yürütenlerdenim, evet-

Bu yöntemin Türk toplumuna uygulanamayacagina iliskin bir kestirmem var.

 

Batili,

Bu yöntemle

Insanlarin içindeki günah duygusunu açiga çikariyor, havaya karistirip uçuruyor.

 

Bu yöntem Hiristiyanliktan devsirme ise

Islamiyette de buna benzer bir açilim olmali

Diye düsünüyordum.

Fleet Center`a dogru yürürken dünya isidi:

Islamiyette de seyhler ve mürsitler vardi.

Vicdanla, günahla ilgili sorunu olanlar

Bir seyhin veya mürsidin kapisini çaliyordu.

Hatta denebilir ki

Tasavvuf tamamen psikolojik bir süreçtir

Çünkü tasavvuf

Herhangi insanlarin arayip da buldugu bir kapi degil

Bazi insanlarin aradigi

Ve buldugu

Ve kapilandigi

Bir süreç, bir yol...

 

Kapilandigi

Tâbirini bilerek yazdim.

 

Hiristiyanlik dininde de

Mezhepler disinda

Bizim bildigimiz türden tarikatlar var mi bilmiyorum

Ama Islamiyetle Hiristiyanlik arasindaki eylemli farklardan biri de burada:

 

Hiristiyanlar günah duygusunu açiga çikariyor ve uçuruyor

Artik yok,

Diyor.

Bugün bu yoldan, ruh doktorlari para kazaniyor.

 

Islamiyette ise

Bugünün doktoru yerine koyabilecegimiz seyhler ve mürsitler

Sorunu açiga çikarmiyor,

Öteki gibi,

Yok

Demiyor

Kendi iktidarina dönüstürüyor,

Hastalari

Kendilerine

-En genel anlamda-

Asker yapiyor.

 

Dogrusu, yapiyor mu, oluyorlar mi, ayrica arastirilabilir.

-Ama kabul etmeli ki, tâbi olan, kapiyi çalandir, açan degil-

 

Bu yaklasimi dogrulayan birkaç örnegim var.

Adamlar

Filanca hocayla tanistiktan sonra

Dogru yolu buldular

Kimi alkolü birakti

Kimi çalisiyor ve artik karisini dövmüyor

Kimi de serseriligi birakti, adam oldu.

Ama hepsi hoca efendilerini öpüp baslarina koyuyorlar.

 

Peki ya

Küçük Hüseyin Efendi ile Üzeyir Garih bagi?

 

-*-

 

Yamyam veya düsman çok uzakta, tanimadigin bir yerde meçhul biri degil

Çogunlukla konusma mesafesinde

Yeni aydim.


-*-

Boston`daki ikinci el otomobil piyasasi hakkinda meraklisinin bilgisi olsun diye:

 

1995 Nissan Pathfinder SE 4 DR: 3.495 $

1998 Volkswagen Golf GTI VR6 Hatchback 2DR: 5.995 $

1996 Pontiac Grand Am GT Sedan: 2.450 $

1992 Jeep Cherokee Classic Sport Utility 4Dr: 7.995 $

1998 Jeep Grand Cherokee Laredo Sport Utility 4Dr: 5.995 $

2001 Volkswagen New Beetle GLS Hatchback 2Dr: 11.777 $

2002 Chrysler PT Cruiser Touring 4Dr: 8.995 $

2001 Porsche Boxster Cabriolet 2Dr: 24.999 $

 

Parasi olana çok daha iyileri var tabii.

 

-*-


Yesil basli gövel ördegin Türkiye`de sadece adi var

Boston`daki parktan bakinca açik seçik görünüyor

Sanki hepsi oralari birakip buraya gelmis

Bir sahip çikan olmamis oralarda.

 

-*-

 

Resim gibi duran yolu bir tören bile yapmadan kullanmaya basladilar

Hayret yani

 

-*-

 

Kosup duran milletin ne kadarinin Boston Maratonuna hazirlandigini

Maratondan sonra ölçecegim

Bakalim halk

Sihhat için mi kosuyormus

Yarisma için mi...


-*-

 

Geçen gün gözümün önüne sasi bir kedi geldi

Onu türlü çesitli sekillerde düsündüm

Oradan, hep Tanju`nun koltugunda yayilan Orhan Abi`ye siçradik

-Ilgilenemiyorum diye Tanju yol vermis kedisine-

Çok güldük.

Sasi bir kedi...

Sartre gibi bakan bir kedi...

Köpek de olabilir, hatta sasi bir aslan veya fare veya bir kurt veya ayi.

 

Var midir hakikaten?

Yoksa durum tamamen insanî mi?

 

-*-

 

Sari çami kizilindan, meseyi gürgenden

Seftaliyi elmadan ve dahi kirazi kayisidan ayirt edemeyiz

Kimse garipsemez bunu

Bizim normalimizdir.

Eksigiyle, noksaniyla sisinen bizden baska bir millet yoktur yeryüzünde diye yazmisti

Hilmi Yavuz baska bir baglamda.

Bu ayip yakamiza ne zaman yapismis,

Böyle olunca köylü degil sehirli oldugumuzu mu saniyoruz

Dogrusu çok tahrik edici bir mesele...

 

Elin

-Yüzüklerin Efendisi`nde, savastan kaçarken de görülen-

Iki insanin ancak kucaklayabilecegi kuturdaki agaçlarini

Yolun üstünde

Her gün gelip geçerken görünce,

Hele bir de

Yepyeni bir hayati müjdeler gibi

Yetiskin bir insan eli kadar çiçek açmislarsa

-Uçuk pembeli Saucer Magnolia ve uçuk sarili Star Magnolia-

Silah zoru yok

Ama merak sariyor insani.

 

Birkaçini not ettim.

 

Public Garden`dan

Oralardaki,

Adi sani anilmayan türlü çesitli agaca

Binlerce selam olsun:

 

Ulmus Glabra Scotch Elm

Aesculus Hippocastanum

Western Catalpa

Sophora Japonica (China ? Japan)

Acer Saccharum Sugar Mapple

Acer Platanoides Norway Mapple

Tilie Europea European Linden

Western Catalpa Catalpa Speciosa

Green Ash Fraxinus Pensylvanica Oleceae

Cherry Prunus Rosaceae

Dutch Elm Ulmus Hollandica Ulmaceae

Salix Elegantissima Thurlow Weeping Willow (Japan)

Ulmus Americana

White Oak Quercus Alba Fagaceae

Katsura Cercidiphyllum Japonicum Cercidiphyllaceae

Red Oak Quercus Rubra Fagaceae

Fagus Sylvatica Pendula Weeping Beech

Pin Oak Quercus Palustris Fagaceae

Sophora Japonica Pendula Leguminosae

Ulmus Thomasi Rock Elm

(Bir sincap agacin dibinde dineldi beni gözledi gidinceye kadar)

Quercus Robur English Oak

Ginko Biloba Maiden Hair Tree (China)

Fagus Sylvatica European Beech

Tilia Cordata Littleleaf Linden

Sequoiadendron Giganteum

Picea Abies Norway Spruce

Tea Crab Malus Hupehensis Rosaceae


-*-

 

Maratonun yapilmis olmasi

Bostonlularin yarismak için kosmadiklarini göstermez!

Elbette kosacaklar

Seneye bir daha var

 

-*-

 

Parkta biraz kitap okudum

 

Kizlar serilmis çimlerin üstüne

Üstbas fora edilmis

Günesleniyorlardi

Oguz Aral`in Korna Kamil`iyle Utanmaz Adam`i geldi aklima

Burada olsalar ne yaparlardi...

 

Yoksa, o devirler geçti mi...

Alistik mi artik çiplakliga,

Kizlarla oglanlarin yollarda öpüsmelerine...

Ne var yani, diyor muyuz bozuk çalana,

Ahlak sukut etti diyenlere...

 

Yol boyunca

Dört kisiden selam aldim selam verdim

Biri arabasini durdurdu, yanima kadar gelip

Sir diye baslayak

Sommerville`e nasil gidebilecegini sordu:

Kismetsiz bedevi fikrasini hatirladiysam da

Gülemedim:

Talihsizlik her yerde talihsizlik...

 

Kabalik her yerde kabalik

Nezaket her yerde nezaket

Merhamet her yerde ayni

Sevgi, sempati ve hosgörü her yerde ayni

Sevimsizlik, nefret ve kin keza.

 

Ankara Istanbul veya Boston...






[«] « Geri | 1 | 2 3 4 5 6 7 8 9 10 | İleri » [»]

Toplam Yazı Sayısı : 235

1 ila 10 arasındaki yazılar gösteriliyor.

Tasarım,Programlama ve Hosting ZA Bilişim Ltd. Şti. Tarafından Yapılmıştır